← Makale Listesine Dön

Kiracı Erken Çıkarsa Kira Öder mi? Erken Tahliye ve Makul Süre Tazminatı

18 Eylül 2026Av. Kadircan EldemirGayrimenkul Hukuku

Kira sözleşmesinin süresi dolmadan evden ya da işyerinden taşınmak zorunda kalan kiracının aklındaki ilk soru, kalan ayların kirasını ödemeye devam edip etmeyeceğidir. Kiraya veren açısından soru tersidir: Kiracı anahtarı bırakıp gittiğinde, sözleşme sonuna kadarki kira bedellerinin tamamı istenebilir mi? Türk Borçlar Kanunu bu durumu “kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesi” başlığı altında, 325. maddede düzenlemiştir ve iki tarafın menfaatini dengeleyen bir çözüm öngörmüştür.

Bu yazıda erken tahliyenin hukuki sonuçlarını, kiracının hangi tarihe kadar kira ödemekle yükümlü olduğunu, “makul süre”nin mahkemede nasıl belirlendiğini, kiraya verenin yeni kiracı bulmak için ne ölçüde çaba göstermesi gerektiğini ve taşınma masrafları ile kiralanana yapılan tadilatların akıbetini Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.

Erken Tahliye Nedir, Kiracı Sözleşmeyi Nasıl Sona Erdirebilir?

Erken tahliye, kiracının kiralananı sözleşmede kararlaştırılan süre dolmadan veya fesih dönemine uymadan boşaltarak kiraya verene geri vermesidir. Burada önemli olan, sözleşmeyi hukuka uygun biçimde sona erdirme yollarının kullanılmamış olmasıdır. Kanunun tanıdığı bir sona erdirme imkânını usulüne uygun kullanan kiracı için “erken tahliye”den söz edilmez.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında belirli süreli sözleşmeyi sona erdirme imkânı kiracıya tanınmıştır. TBK m.347 uyarınca kiracı, sözleşme süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi süre sonunda sona erdirebilir; bildirimde bulunmazsa sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (TBK m.348).

Belirsiz süreli sözleşmelerde ise kiracı, yasal fesih dönemlerine ve bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir (TBK m.328). Taşınmaz kiralarında yerel âdette belirlenen kira döneminin sonu için, böyle bir âdet yoksa altı aylık kira döneminin sonu için üç aylık fesih bildirim süresine uyulması gerekir (TBK m.329). Sözleşme süresinin ortasında, bu kurallara uyulmadan anahtarın bırakılması hâlinde TBK m.325 devreye girer.

TBK m.325: Kiracının Sorumluluğu Makul Süreyle Sınırlıdır

TBK m.325'e göre kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiğinde, kira sözleşmesinden doğan borçları kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Hüküm, bir yandan kiraya vereni korur, çünkü kiracının sorumluluğu anahtarı bıraktığı gün sona ermez; öte yandan kiracıyı korur, çünkü kiracı kural olarak sözleşmenin kalan süresinin tamamına ait kiralarla değil, makul süreyle sınırlı olarak sorumludur.

Maddeden üç temel kural çıkar:

  • Makul süre kuralı: Kiracının kira ve yan gider borçları, kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca devam eder.
  • Yeni kiracı gösterme imkânı: Kiracı, makul süre dolmadan kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulursa, sözleşmeden doğan borçları sona erer.
  • İndirim yükümlülüğü: Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanarak elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmek zorundadır.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre erken tahliye eden kiracı, anahtar teslim tarihine kadar işleyen kira bedelinden, bu tarihten itibaren ise kiralananın aynı şartlarla kiraya verilebileceği makul süre kira bedelinden sorumludur. Dolayısıyla kiracının toplam sorumluluğu iki kalemden oluşur ve her ikisinin de ayrı ayrı ispatı gerekir.

Anahtar Teslim Edilene Kadar Kira Borcu Devam Eder

Kiralananın tahliye edildiğinin, yani kiracının geri verme borcunu yerine getirdiğinin kabulü için taşınmazın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiraya verene teslim edilmesi gerekir. Eşyaları taşıyıp anahtarı komşuya, kapıcıya ya da emlakçıya bırakan kiracı, kira ilişkisinin bittiğini ispat etmekte ciddi güçlükle karşılaşabilir.

Tahliye tarihi taraflar arasında çekişmeliyse, kiralananın boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini ispat yükü kiracıdadır. Kiracı kendi ileri sürdüğü tarihi ispatlayamazsa, kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihine itibar edilir. Anahtar teslimi, sözleşmenin sona ermesine yönelik hukuki sonuç doğurduğu için ispat şekli, yıllık kira bedeli esas alınarak HMK m.200 ve m.201 çerçevesinde değerlendirilir. Yıllık kira bedeli senetle ispat sınırını aşıyorsa ve kiraya verenin açık muvafakati yoksa, anahtar teslimi ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez.

Kiraya veren anahtarı almaktan kaçınıyorsa kiracı, alacaklının temerrüdüne ilişkin TBK m.107 uyarınca sulh hukuk mahkemesinden tevdi mahalli tayini isteyerek anahtarı mahkemenin belirlediği yere teslim edebilir. Ancak alacaklı temerrüdünün oluştuğunun gösterilmesi gerekir; aşağıdaki kararda, anahtar teslimine ilişkin önceden bir ihtar bulunmadığı gerekçesiyle tevdi mahalli talebi reddedilmiştir. Bu nedenle önce kiraya verene anahtarı teslim almaya davet eden bir ihtarname gönderilmesi, ardından gerekirse tevdi yoluna gidilmesi daha güvenli bir sıralamadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Anahtar teslimine direnen kiraya verenin hakkı kötüye kullanması (E. 2021/1573, K. 2021/5531, T. 26.05.2021)

İki yıl süreli konut kira sözleşmesinde kiracı, sözleşmeyi feshettiğini ihtarnameyle bildirmiş, kiraya veren feshi kabul etmemiştir. Kiracının tevdi mahalli tayini talebi, anahtar teslimine ilişkin henüz bir ihtar bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş; kiracı bunun üzerine kiralananın 13 anahtarını PTT aracılığıyla sözleşmede bildirilen adrese göndermiş, anahtarlar bu adreste kiraya verenin annesine teslim edilmiş, kiracı teslimi ayrıca noter ihtarıyla bildirmiştir. İlk derece mahkemesi, anahtar teslimi usulüne uygun ispatlanamadığı gerekçesiyle kiraya verenin bildirdiği tarihi esas almıştı.

Daire, anahtar tesliminin kural olarak usulüne uygun yapılması ve yazılı delille ispatlanması gerektiğini hatırlatmakla birlikte, somut olayda kiracının teslim için gösterdiği çabayı dikkate almış; kiraya verenin teslimin hâlâ usulüne uygun gerçekleşmediğini ileri sürmesini TMK m.2 anlamında hakkın kötüye kullanılması saymıştır. Kiracının, anahtarların teslim edildiği tarihe kadarki kira ile makul süre kira bedelinden sorumlu tutulması gerekirken sözleşme süresinin tamamına ait kiradan sorumlu tutulması bozma nedeni yapılmıştır.

Pratik sonuç: Kiraya veren teslim almaktan kaçınsa bile kiracının teslim iradesini belgeleyen adımlar (ihtarname, sözleşmedeki tebligat adresine gönderim, teslimi bildiren noter ihtarı) sonuç doğurur. Sözleşmede tebligat adresi olarak gösterilen yere yapılan gönderimin özellikle önemli olduğu görülmektedir.

Makul Süre Nasıl Belirlenir?

Kanun makul süre için sabit bir rakam öngörmemiştir. Süre, her somut olayda kiralananın niteliği, bulunduğu yer, büyüklüğü, kira bedeli, bölgedeki kiralık arz ve talep durumu ve tahliyenin gerçekleştiği mevsim gibi etkenler göz önünde tutularak belirlenir. Uygulamada mahkemeler, uyuşmazlık hâlinde mahallinde keşif yaparak uzman bilirkişiden kiralananın aynı koşullarla ne kadar sürede yeniden kiraya verilebileceğine ilişkin rapor alır.

Taraflar sözleşmede erken çıkış için belirli bir ihbar süresi kararlaştırmışsa, bu kayıt makul sürenin belirlenmesinde doğrudan dikkate alınabilir. Yargıtay, tarafların serbest iradesiyle konulan ihbar şartını geçerli ve bağlayıcı saymakta, kiracı bu şarta uymadan çıktığında sözleşmede öngörülen süreyi makul süre olarak esas almaktadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Bilirkişinin belirlediği üç aylık makul süre (E. 2020/2712, K. 2020/5504, T. 07.10.2020)

Soğuk depo olarak kiralanan yerin sözleşme süresi dolmadan boşaltıldığı olayda ilk derece mahkemesi, boş kalan aylara ilişkin kira talebini reddetmişti. Daire daha önceki bozma kararında, sözleşme süresine uyulmadan tahliye edilen kiralanan için kiraya verenin makul süre kira bedelini isteyebileceğini belirtmiş; hukukçu ve makine mühendisi bilirkişilerin, kiralananın yeniden kiralanmaya elverişli olduğunu ve üç ay içinde kiraya verilebileceğini tespit ettiği raporu esas alınarak karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bozmaya uyularak verilen kararı yeniden inceleyen Daire iki noktayı daha netleştirmiştir: Makul süre kira bedeli, sözleşmenin başlangıcındaki bedel üzerinden değil, sözleşmedeki artış şartı uygulanarak tahliye tarihinde ödenmesi gereken güncel kira üzerinden hesaplanmalıdır. Faiz ise dava tarihinden değil, tahliyeden sonra gönderilen ve ödeme için süre veren ihtarnamedeki sürenin dolduğu, yani temerrüdün oluştuğu tarihten itibaren işletilmelidir.

Pratik sonuç: Makul süre, mahkemenin keşif ve bilirkişi incelemesiyle somut olarak tespit ettiği süredir; kiraya verenin kiralananı fiilen ne kadar boş tuttuğu tek başına belirleyici değildir. Hesap güncel kira bedeli üzerinden yapılır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Sözleşmedeki üç aylık ihbar şartı makul süre olarak esas alınır (E. 2019/5073, K. 2020/3938, T. 07.07.2020)

Bir yıl süreli sözleşmede kiracının üç ay önceden noter aracılığıyla bildirimde bulunarak çıkabileceği kararlaştırılmıştı. Kiracı bu şarta uymadan tahliye etti; bölge adliye mahkemesi, taşınmaz dönem sonuna kadar kiraya verilemediği için kiracıyı kalan sürenin tamamına ait kiradan sorumlu tuttu.

Daire, erken tahliye eden kiracının anahtar teslim tarihine kadarki kira ile makul süre kira bedelinden sorumlu olduğunu; TBK m.112'nin göndermesiyle TBK m.52 uyarınca kiraya verenin de yeniden kiralama için gayret göstererek zararın artmasını önlemekle yükümlü bulunduğunu belirtti. Tarafların makul süreyi sözleşmede üç ay olarak belirlediğini kabul ederek, yedi aylık süre üzerinden hüküm kurulmasını bozma nedeni yaptı.

Kararın ikinci önemli yönü icra inkâr tazminatına ilişkindir. Daire, makul süre kira bedelinin tazminat niteliğinde olduğunu ve likit bir alacak sayılamayacağını belirterek, bu alacak için yapılan takibe itiraz eden kiracı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini de bozma nedeni yapmıştır.

Pratik sonuç: Kiralananın fiilen dönem sonuna kadar boş kalması, kiracıyı kalan sürenin tamamından sorumlu kılmaz; sözleşmede erken çıkış için ihbar süresi varsa sorumluluk kural olarak bu süreyle sınırlanır. Makul süre alacağı için icra takibine itiraz eden kiracı, kural olarak icra inkâr tazminatıyla karşılaşmaz.

Kiraya Verenin Yeni Kiracı Bulma Gayreti

Erken tahliye hâlinde kiraya verenin pasif kalıp kira alacağının birikmesini beklemesi hukuken korunmaz. Yargıtay, genel hükümlerdeki zarar azaltma ilkesinden hareketle kiraya verenin kiralananı yeniden kiraya vermek için makul çabayı göstermesini, böylece zararın artmasını önlemesini aramaktadır. Kiraya verenin zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ait kira bedelinden ibaret sayılır.

TBK m.325'in son cümlesi de aynı yöndedir: Kiraya veren, kiralananı başka biçimde kullanarak elde ettiği yararları ve elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmek zorundadır. Örneğin kiraya verenin kiralananı kendisi kullanmaya başlaması veya uygun koşullardaki bir kiracı adayını haklı bir neden olmaksızın geri çevirmesi, talep edebileceği bedeli azaltabilir. Hangi davranışın bu kapsamda değerlendirileceği somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Kiracı açısından en etkili araç ise yeni kiracı göstermektir. Kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücü olan ve kira ilişkisini aynı koşullarla devralmaya hazır bir aday bulunup kiraya verene yazılı olarak bildirilirse, kiracının makul süreye ilişkin sorumluluğu da sona erer. Adayın kimliği, gelir durumu ve kiralamaya hazır olduğu belgelenerek sunulmalıdır.

Kalan Sürenin Tamamı İstenebilir mi?

Kural olarak hayır. Yargıtay, erken tahliye eden kiracının sözleşmenin kalan süresinin tamamına ait kira bedelinden sorumlu tutulmasını, makul süre ilkesine aykırı bularak bozmaktadır. Yukarıda yer verilen iki kararda da ilk derece veya istinaf mahkemesinin kalan sürenin tamamını ya da fiilen boş kalınan süreyi esas alması hatalı bulunmuştur.

Sözleşmelerde sıkça görülen “kiracı erken çıkarsa kalan sürenin kirasını peşin öder” türündeki kayıtlar da ihtiyatla değerlendirilmelidir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.346, kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceğini düzenlemektedir; öğretide TBK m.325'in kiracı aleyhine değiştirilemeyeceği görüşü de ağırlıktadır. Bu tür kayıtların geçerliliği ve kapsamı somut sözleşmenin içeriğine göre değerlendirilir; kiracı aleyhine olan ve makul süreyi aşan sorumluluk doğuran kayıtların uygulanmama riski yüksektir.

DurumKiracının sorumluluğuDayanak
Süre bitiminden en az 15 gün önce yazılı bildirimSözleşme süre sonunda biter; ek sorumluluk yokTBK m.347, m.348
Süreye uyulmadan erken tahliyeAnahtar teslimine kadar kira + makul süre kirasıTBK m.325
Makul süre içinde uygun yeni kiracı gösterilmesiBorçlar yeni kiracının hazır olduğu tarihte sona ererTBK m.325
Önemli ayıp nedeniyle haklı fesihKural olarak tahliye tarihine kadar kiraTBK m.304–306

Haklı Nedenle Fesihte Durum Farklıdır

Kiracının sözleşmeyi haklı bir nedenle feshettiği durumlarda makul süre kirası gündeme gelmez; kiracı kural olarak ancak tahliye tarihine kadar olan kira bedelinden sorumlu olur. Kiraya veren, kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür (TBK m.301). Kiralananın kullanımını imkânsız kılan veya önemli ölçüde azaltan ve kiracının verdiği uygun sürede giderilmeyen ayıplar, kiracıya sözleşmeyi feshetme hakkı verir (TBK m.304–306). Ruhsat veya iskân eksikliği gibi hukuki ayıplar da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bundan ayrı olarak TBK m.331, kira ilişkisinin devamını çekilmez kılan önemli sebeplerle yasal fesih bildirim süresine uyularak olağanüstü fesih imkânı tanır; ancak bu durumda hâkim, bütün halleri göz önünde tutarak fesihten doğan parasal sonuçlara karar verir. Yani önemli sebeple fesih, fesheden taraf için her zaman masrafsız bir çıkış yolu değildir.

Haklılık iddiası mahkeme tarafından sıkı biçimde denetlenir; fesih haklı bulunmazsa kiracı erken tahliye hükümlerine göre sorumlu olur. Özellikle kiracı tacir ise, kiralananın amaca uygunluğunu sözleşmeden önce basiretle araştırması beklenir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Tacir kiracının ruhsat gerekçesiyle feshi haksız bulundu (E. 2022/404, K. 2022/1155, T. 27.09.2022)

Farklı branşlardan doktorların birlikte çalışacağı muayenehane olarak kiralanan büro katında, yangın ve depreme uygunluk belgelerindeki eksiklikler nedeniyle muayenehane uygunluk belgesi alınamadığını ileri süren kiracı şirket, sözleşme süresinin bitimine yaklaşık iki ay kala sözleşmeyi feshetmiş ve tadilat harcamalarını istemiştir. Özel Daire feshi haklı bulmuş, yerel mahkeme direnmiştir.

Hukuk Genel Kurulu, kiraya verenin kiralananı amaca uygun teslim borcunu kabul etmekle birlikte, bu sorumluluğun tacir kiracının kendi yükümlülüklerinden kurtulma aracına dönüştürülemeyeceğini vurgulamıştır. Kiracı, yeri sözleşmeden önce gezip incelemiş, statik rapor almış, gerekli belgeler henüz yokken tadilata başlamış ve faaliyete geçmişti. Bu koşullarda feshin, iyi niyet ve basiretli tacir gibi davranma ilkesi çerçevesinde haklı sayılamayacağına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Kararda ayrıca, haksız fesih hâlinde de kiraya verenin kiralananı aynı koşullarla yeniden kiraya vermek için gereken çabayı göstermesi, aksi takdirde artmasına sebep olduğu zararı kiracıdan isteyememesi gerektiği belirtilmiştir.

Pratik sonuç: Ruhsat veya izin gerektiren bir faaliyet için kiralama yapan tacir, bu şartların sağlanıp sağlanamayacağını sözleşme öncesinde araştırmalı; mümkünse izin alınamaması hâlini sözleşmede ayrıca düzenlemelidir. Aksi hâlde fesih haksız sayılarak makul süre kirasıyla karşılaşılabilir.

Haklı fesih iddiasına dayanarak taşınmadan önce, fesih sebebinin ihtarname, tespit ve fotoğraf gibi delillerle belgelenmesi ve kiraya verene makul bir giderme süresi tanınması, sonradan açılacak davada kiracının konumunu güçlendirir.

Taşınma Masrafları ve Kiralanana Yapılan Tadilatlar

Erken tahliye uyuşmazlıklarında kiracı çoğu zaman karşı talep olarak taşınma giderlerini ve kiralanana yaptığı tadilatların bedelini ileri sürer. Yargıtay bu iki kalemi farklı değerlendirmektedir.

Taşınma ve nakliye masrafları

Kiracının kiralanana taşınırken ve kiralanandan ayrılırken yaptığı nakliye giderleri, erken fesih nedeniyle uğranılan zarar ya da faydalı ve zorunlu masraf olarak kiraya verenden istenemez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Taşınma masrafı kiraya verenden istenemez (E. 2020/2064, K. 2020/3826, T. 02.07.2020)

Sözleşmenin başlamasından birkaç gün sonra kiraya verenin tahliye talebi üzerine taşınmak zorunda kaldığını ileri süren kiracı; kombi, tesisat, boya gibi tadilat giderlerinin yanı sıra eve girerken ve evden çıkarken yaptığı taşınma masraflarını da talep etmişti. Daire, kiracının kiralanana taşınırken ve kiralanandan ayrılırken yaptığı nakliye giderlerinin, süresinden önce fesih nedeniyle uğranılan zarar veya faydalı ve zorunlu masraf kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek bu kalemin kabulünü bozma nedeni yapmıştır. Tadilat kalemleri bakımından ise masrafların zorunlu ve faydalı nitelikte olup olmadığının belirlenerek yıpranma payı düşülmüş bedellerin hesaplanması gerektiği daha önceki bozma kararında vurgulanmıştır.

Faydalı ve zorunlu tadilatlar

Kiracının kiralanana yaptığı, sökülüp götürülemeyen faydalı ve zorunlu imalatlar ise farklı bir sonuca tabidir. Yargıtay'a göre sözleşmede bu imalatların kiraya verene bedelsiz bırakılacağı kararlaştırılmış olsa bile bu kayıt, sözleşmenin tüm süresi bakımından geçerlidir. Kiralanan erken tahliye edildiğinde kiracı, kalan kira süresiyle orantılı olarak bu imalatların bedelini talep edebilir. Bu hak, kiracının makul süre kirasından sorumlu olmasını ortadan kaldırmaz; iki alacak birbirinden bağımsızdır ve takas veya mahsup yoluyla değerlendirilebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Erken tahliyede faydalı imalat bedeli kalan süreyle orantılı istenir (E. 2023/5323, K. 2024/372, T. 24.01.2024)

Yukarıdaki Hukuk Genel Kurulu kararıyla feshin haksız bulunduğu aynı dosyada Daire, kiracının tahliye tarihine kadarki kira ile makul süre kira bedelinden sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Bununla birlikte sözleşme süresi dolmadan kiralananı boşaltan kiracının, söküp götüremediği faydalı ve zorunlu imalatların imal tarihindeki değerinden yıpranma payı düşülerek ve kalan kira süresiyle orantılı olarak hesaplanacak bedelini kiraya verenden isteyebileceğini belirtmiş; kiraya verenin karar düzeltme talebini reddetmiştir.

Pratik sonuç: “Yapılan tadilatlar kiraya verene kalır” kaydı, sözleşmenin olağan bitimi için öngörülmüş sayılır. Erken tahliyede kiracı, kalan süreye düşen imalat bedelini karşı alacak olarak ileri sürebilir.

Taraflar Bakımından Pratik Sonuçlar

Kiracı bakımından

  • Mümkünse sözleşmenin süre sonunu bekleyin ve bitimden en az 15 gün önce yazılı bildirimde bulunun; bu durumda erken tahliye sorumluluğu doğmaz.
  • Süre ortasında çıkmanız gerekiyorsa sözleşmede erken çıkış veya ihbar süresi kaydı olup olmadığını kontrol edin; sorumluluğunuz çoğu zaman bu süreyle sınırlanır.
  • Anahtarı mutlaka kiraya verene veya yetkili temsilcisine, tarih içeren yazılı bir tutanakla teslim edin. Kiraya veren teslim almaktan kaçınırsa ihtarname gönderin ve tevdi mahalli tayini yoluna başvurun.
  • Kiralananın teslim anındaki durumunu fotoğraf, video ve tutanakla belgeleyin; sonradan ileri sürülebilecek hasar iddialarına karşı delil oluşturur.
  • Uygun bir yeni kiracı adayı bulursanız kimlik ve ödeme gücüne ilişkin bilgileriyle birlikte kiraya verene yazılı olarak bildirin.
  • Kiralanana yaptığınız faydalı ve zorunlu harcamaların fatura ve belgelerini saklayın; kalan süreye düşen bedel karşı alacak olarak ileri sürülebilir.

Kiraya veren bakımından

  • Anahtarı teslim alırken tarih, kiralananın durumu ve varsa eksiklikleri gösteren bir tutanak düzenleyin; geri verme sırasında kiralananı gözden geçirip kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ona yazılı olarak bildirin.
  • Kiralananı yeniden kiraya vermek için ilan, emlakçı yetkilendirmesi gibi somut adımlar atın ve bunları belgeleyin; pasif kalmak talep edilebilecek bedeli azaltabilir.
  • Kiracının gösterdiği yeni kiracı adayını haklı bir neden olmadan reddetmeyin; ret gerekçenizi yazılı olarak bildirin.
  • Talebinizi sözleşmenin kalan süresinin tamamına değil, anahtar teslimine kadarki kira ile makul süre kirasına göre kurun; aksi hâlde yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından aleyhinize sonuç doğabilir.

Sık Sorulan Sorular

Kiracı sözleşme bitmeden çıkarsa kalan tüm kiraları öder mi?

Kural olarak hayır. Kiracı, anahtarı teslim ettiği tarihe kadarki kira bedelinden ve kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süreye ait kiradan sorumludur. Yargıtay, sözleşmenin kalan süresinin tamamı için kiracının sorumlu tutulmasını hatalı bulmaktadır.

Makul süre kaç aydır?

Kanunda sabit bir süre yoktur. Süre, kiralananın niteliği, konumu, kira bedeli ve piyasa koşullarına göre, uyuşmazlık hâlinde keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Sözleşmede erken çıkış için ihbar süresi kararlaştırılmışsa, bu süre makul süre olarak esas alınabilir; yukarıda aktarılan kararlarda üç aylık süreler esas alınmıştır.

Anahtarı kapıcıya veya emlakçıya bırakmak yeterli mi?

Riskli bir tercihtir. Tahliye tarihi tartışmalıysa anahtarın kiraya verene teslim edildiğini ispat yükü kiracıdadır ve yıllık kira bedeli senetle ispat sınırını aşıyorsa bu ancak yazılı delille ispatlanabilir. Kiraya veren teslim almıyorsa ihtarname ve tevdi mahalli tayini yoluna başvurulmalıdır.

Yerime yeni kiracı bulursam kira ödemekten kurtulur muyum?

Evet, koşulları varsa. Kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır bir yeni kiracı gösterilmesi hâlinde kiracının sözleşmeden doğan borçları sona erer. Adayın kiraya verene yazılı olarak ve bilgileriyle birlikte bildirilmesi ispat açısından önemlidir.

Ev sahibi evi hiç kiraya vermeye çalışmazsa ne olur?

Kiraya verenin yeniden kiralama için gayret göstermesi ve zararın artmasını önlemesi gerekir. Kiralananın fiilen uzun süre boş kalması, kiracının sorumluluğunu makul sürenin ötesine taşımaz; ayrıca kiraya verenin elde etmekten kasten kaçındığı yararlar kira bedelinden indirilir.

Taşınma masraflarımı ev sahibinden isteyebilir miyim?

Hayır. Yargıtay'a göre kiracının kiralanana girerken ve çıkarken yaptığı nakliye giderleri, erken fesih zararı veya faydalı ve zorunlu masraf olarak kiraya verenden istenemez. Buna karşılık sökülüp götürülemeyen faydalı ve zorunlu tadilatların kalan süreye düşen bedeli talep edilebilir.

Depozito makul süre kirasına mahsup edilebilir mi?

Güvence bedeli, kira ilişkisinden doğan alacakları karşılamak için verilir; bu nedenle uygulamada kira ve makul süre alacağından mahsup edilerek hesaplama yapılabilmektedir. Mahsup sonrası kalan tutarın iadesi gerekir. Mahsubun kapsamı, taraflar arasındaki diğer alacaklar da gözetilerek somut olaya göre belirlenir.

İlgili Makalelerimiz

Erken tahliye nedeniyle kira alacağı, makul süre tazminatı veya tadilat bedeli uyuşmazlıklarında profesyonel hukuki destek için bizimle iletişime geçin.

Av. Kadircan Eldemir — Hemen Ara E-posta Gönder